Kral da toprak olacak, soytarı da!

Fare

Pazar yeri kalabalık, öfkeli, bağıran çağıran insanlar dolaşıyor ortalıkta… Kim konuşuyorsa; en dürüst, en haklı, en erdemli, Yaratana en yakın o!

Tüm satıcıların ürünleri taze, terazileri hilesiz!

Kalkıyorum oturduğum yerden ve hızlı adımlarla kaçıyorum suya…

Dalga sesleri kulaklarımı temizleyene ve uğultu bitene kadar bekliyorum…

Karakterlerinin tümünün kendisinin ve etrafındakilerin ‘iyi’ olduğunu savunduğu, kalabalıkları inandırmaya çalıştığı, binlerce yıl önce yazılmış senaryonun sahnelendiği gölge oyunundan başka bir şey değil bu.

Tahttır baki,

Kral da toprak olacak, soytarı da!

 

Hırsıza sormuşlar; “neden çaldın?”

Açtım” demiş… Kızmış hâkim; “ nasıl aç olursun, sen zengin bir adamsın!”

Gülmüş hırsız; “ o an açtım!

 

 “Gözünle görse dahi inkâr edeceksin, o gördüğüne değil, senin anlattıklarına inanmaya isteklidir…”

O yüzden kimse; “çaldım” demez, “yaptım” demez… “ Aldattım” demez…

İyiyim” der… “İftira atıyorlar” der… “ Benzettin” der… “ Yanlış anladın” der…

İtiraf, rahatlama ile beraber felaketi getirir!

Sadakatsiz dizlerinin üzerine düşer, affedilmeyi diler, “ yalvarırım” der, son bir şans daha ister…

 

Hiçbir annenin çocuğu kötü değildir, ya başkasına uymuştur, ya aklını çelmişlerdir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yaz

*