Fayton

FallKoltuğumun altında getirdiğim gazeteleri, nemli bankın üzerine koyup oturuyorum…Soğuk, bencil, insanın yüzünü haşlayan sinsi bir rüzgâr esiyor… Cansız yapraklar savruluyor gökyüzüne, biri yüzüme yapışıyor… Yaz aylarında çocukların, dondurma, gazoz alacağım diye sıraya girdiği baraka kapalı…

Huzur, sessizlik.

Önümde uzanan patika nehre iniyor…

Nehir gökyüzü griliğinde!

 

Güneşin sıcaklığını kıskanmak gelmiyor insanoğlunun aklına, suyu, getirdiği o ferahlamayı sahiplenmeye kalkmadı kimse… Akıllarına mı gelmedi?

Cesaret mi edemediler?

Şu ciğerlerimizin en derinine çektiğimiz havadan vergi alınsaydı, her nefese sayaç bağlansaydı, en büyük zenginlik ne olurdu?

 

Seçilen yolun finansal olmayan fiyat etiketleri vardır…” demiş adam “ duygusal, entelektüel, sosyal ve politik bedelleri olabilir… Mümkünse satın almadan önce ödeyip ödeyemeyeceğinize bir bakın…”

Ayrıma geldiğinizde, seçtiğiniz yöne gitmeden önce ayağınız daha havadayken iyi düşünün demeye getiriyor…

Keşke tüm patikalardan yürüme şansımız olsaydı ve hayatımızın geri kalanını diğer yolu düşünerek geçirmeseydik ve kaderi suçlamasaydık, seçtiğimiz yolda karşılaştığımız olumsuzluklardan yılınca…

Hoş olumsuzluklara ve zorluklara da gerek yok, her kendini dinleyişte diğer yolu merak ediyor insan!

Piyango bileti alırken bile aklı hep diğer bilette…

Ya büyük ikramiyeye bu kadar yakınken başkasına bıraktıysam?

Küçük pişmanlıklar, büyük pişmanlıklardan iyidir!

Pişman olmak için yaşamak gerekiyor, deneyimlemeden nereden bileceğiz hangisinin büyük, hangisinin küçük olduğunu?

 

Yağmur başlıyor, ince yavaş yavaş, şaire özenip aldığım montun kürklü yakasını kaldırıyorum…

Bir fayton geçiyor tıkırtılı yoldan…

Bir güvercin sürüsü havalanıyor korkudan.

 

Arayanları; korkutmak yerine sevmeyi öğretmeli!

Korktuğunu sevebilir mi insan?

“Saygı” diyeceksiniz, o değil!

Sirke ve balı koyun bakalım yan yana… Arı, sirkeye mi konacak, bala mı?

 

Güvercin sürülerinin keyfini kaçırmasın faytonlar…

‘ Fayton’ dediğin bir uyuz at, süslü bir araba!

At mı önemli?

Süslü araba mı?

Dizginler insanın elinde olmadıktan sonra?

 

 

 

 

 

Yorum yaz

*