Aşk Hiç Biter mi?

ASK HİC BİTERMİ

İç geçirerek kapattım kitabın son sayfasını, gerçeğe döndüm, evimdeyim, balkonda oturuyorum, parkta oynayan çocukların kahkahaları ve küçük süs havuzunun huzurlu şırıltısı yokluyor ruhumu…

Çok değil beş dakika öncesine kadar, kasvetli bir hastane odasında yaşlı bir adamın son nefesini verişini izliyordum, öyle sahi…

Öyle yaşanmış!

Yağmur damlaları süzülüyordu camlardan ve oda kalabalıktı, doktorlar, hemşireler, kapının önünde hıçkıra hıçkıra ağlayan, hayat arkadaşını kaybetmiş bir kadın ve çocukları vardı…

Aşk Hiç Biter mi?

Fulya Gümüşpala Teke’nin ilk romanı olmasına rağmen akıcı, nasıl olduğunu anlamadan okuru içine alıyor, elinden tutup, 1950’li yılların Çorlu’suna geri götürüyor…

O yılları yaşamadım ama çocukluğumun Bahçelievler’i geliyor gözümün önüne… Tek katlı evler, iki tarafı ağaçlarla süslenmiş sokaklar, asmalı çardaklar, meyve ağaçları, sakinlik, dinginlik, bakkal Osman Amca, Ceyar Recep, su savaşları, mahalle savaşları, kapalı spor salonunun arkasında yapılan maçlar, leblebi tozları, topaçlar, harçlığın kralını veren Kaptan Amca, ne güzel arabası vardı öyle… Sırdaş Çamlık!

Yolun hemen karşısında olmasına rağmen, annelerimizin yasak bölge ilan ettiği ve her fırsatta kaçtığımız; bağlar…

Günümüzde neredeyse unutulmaya yüz tutmuş naif bir dille 1953 yılında başlayıp, 2007 yılına uzanan, çalkantılı, hüzünlü, en çok da keyifli bir aşk hikâyesi, Cengiz ve Füsun’un aşkını, anne ve babasını anlatmış Gümüşpala Teke…

Okurun kendinden çok şey bulduğu “ aaa benzeri benim de başıma gelmişti” dediği doğallıkta, beş yüz sayfalık bir yolculuk yazmış…

1953 yılının sonbaharında açılır perde, Tümgenereal rütbesi ile Ragıp Gümüşpala Çorlu’ya tayin olur, paşanın Cengiz isminde lise öğrencisi bir oğlu vardır… Çorlu Asker Hastanesi Başhekimi Dr. Albay Nurettin Okay’ın da lise öğrencisi bir kızı… Kızın adı; Füsun’dur…

Kerime Nadir’in Samanyolu ağzımda ne tat bıraktıysa, Aşk Hiç Biter mi o tadı bıraktı damağımda…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yaz

*